Vatan Gazetesi

Nihayet…

24.11.202 Vatan Gazetesi-İCLAL AYDIN

Yaşım 31. Kendimi bildim bileli yapmak istediğim hemen her işi yaptım. Bazen yapmak istemediklerimi de. Para kazanırken çok yorulduğum da oldu, çok yorulup hiç kazanamadığım da. Kalp kırıklıklarım, kalp kırmalarım, kariyer koşulanm, bencil sabahlanm ve nihayetinde yalnızlığımı pek fena farkettiğim akşamlarım oldu.
Tariflere uymayan, tarifeye bakmayan, hep geç kalınan ya da ucundan kaçırılan mutluluklar, renkleri her yıl değişen aşklar, hıdırellezde basan ve para için gül ağacına asılanlar, sonunda soğuk bir mutfakta yenilen peynir ekmeğe eşlik eden demli mi demli yalnızlıklar…
Yani ne kadar kalabalık olsam da, ne çok aferin alsam da, ne çok sevenim olsa da pazartesinin çarşambadan farkının kalmadığı günler kaldı ardımda…
Ben kendi kendime söylenirken “Ben de, ben de” dediniz, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından. Tanışıklığımız oradan. Benim mektuplarım hepinize birdendi ama karşılığında aldıklarım kimi zaman günde elli kimi zaman günde üç yüz elli farklı elden ve isimdendi. Yaklaşık on aydır yazışıyoruz. Pazartesimi çarşambamdan farklı kılan bir hikâyem vardı. “Sıradandı”. “Bütün annelerinki” gibiydi. Ne “kutsal” yapıyordı beni, ne “özel”, ne de “kıymetli”. Ama her sabah ölümüne mutsuz uyanılan bir ülkede yeni bir şeyler vaat ediyordu benim için. Anlatmak istedim. Kimileriniz için “hisli” bir karaktersem de aslında ne dediğimi duyan çoğunluktaydı.
Nihayet beklediğim geldi. Gelirken korku, gelecek endişesi, bir sürü şeyi de beraberinde getirdi, iyi ki geldi. Evet sonunda beklediğim kız çocuğu şu anda suratını buruşturup, arada bir çığlıklar atarak yanımda uyuyor. Selahattin Duman ı hayal kırıklığına uğratacağım ama “bu tefrika burada bitiyor.”
Yaşamımda yeni bir dönem başladı. Başıma neler gelecek bilmiyorum. Ama iyi ki bu yola çıktım. Bazen yolda durup yanınızdan gelip geçenlere, size eşlik edenlere bakar mısınız? Bu gece hastaneden çıkıp evimize geldiğimiz ilk gece ve ben yol arkadaşlarımı düşündüm. Yaşamımda yaptıklanmın tümünü tamamlayan yazı hayatımı esas işim kılan Zafer Mutlu mesela… Yazılarımı size ulaştıran editörlerim Zeynep ve Yeşim… Hatalarımı koca silgisiyle görünmez kılan Aytekin bey…
Şöyle bir listem var bugün “hepinize teşekkürü bir borç bilirim” diyeceğim…
Bugün bizi sevgi ve özenle uğurlayan Alman Hastanesi personeli, resepsiyon, santral, güvenlik çalışanları, yeni doğan servisinin melekler ordusu bebek hemşireleri, halkla ilişkiler müdiresi Gülay Userbay, Prof. Dr Metin Karaböcüoğlu, Uzm. Dr. Renizi Erkesim, Uzm. Dr. Haluk Toygarlı, Prof. Dr. Mustafa Bahçeci, Sn. Azmi Ofluoğlu’na ve sadece iyi bir hekim değil aynı zamanda iyi bir yol gösterici, harika bir dost olan doktorumuz Opr. Dr. Numan Bayazıt’a teşekkür etmeliyim…
Ve… Ülkemizin televizyon, basın, edebiyat ve spor dünyasının kıymetli isimleri, Türkiye’nin dört bir yanından arayan hiç tanımadığımız kardeşlerimiz ve elbette bizi hiçbir anımızda yalnız bırakmayan dostlarımız… Size ne demeli? Hastaneyi bir çiçek bahçesine çevirdiniz. Balonlarınız, notlarınız, mektuplarınız, şekerleriniz, ördükleriniz, diktikleriniz ya da sadece siz… Bir de kıymetli Sezen Cumhur Önal… Kızımızın adına ilk mektup zarfını yazan… Eksik olmayın ömrümüzden… Sevgiyle…..(BU TEFRİKANIN SONU)

Geri